Maymun Adamlar – Yeti

Dünyanın birçok ücra köşesinde yarı insan – yarı maymun yaratıkların hikayeleri anlatılmaktadır. Bu yaratıkların görüldükleri bölgelere göre, yerliler tarafından verilen değişik isimleri vardır. Kuzey Ame’ya’da Sasquatch, Himalaya’larda Yeti, Rusya’da Almaş veya Çuçuna, Japonca’da Hibagon ve Avustralya’da Yowi söz konusu efsanelerin kahramanlarıdır. ilgili bölgelerde bu yaratıklar hakkında pekçok hikayeler ve görgü şahidi bulunmaktadır. Bu doğrultuda maymun adamların varlığını kanıtlamak üzere araştmnaiar düzenleyen çeşitli macerasever bilimadamları, kanıt kabul edilebilecek bazı bulgulara ulaştılarsa da, hiç kimse bugüne kadar ciddi bir şekilde su mevcudiyeti ispat etmeye muvaffak olamamıştır.

Himalaya dağlarında yaşayan yerlilere “sherpa” adı verilmektedir. Yeti, Himalayaların maymun adamına sherpaların taktığı bir isimdir. Kendi dillerinde bu kelime korkunç anlamına gelmektedir. Sherpalar Yeti’ye ait birçok hikaye anlatmakta, onun, ıssız karlı te pelerde yaşadığına, vücudunun kalın kaba kıllarla kaplı olduğuna, davranış özelliklerinin yarı insan yarı maymuna benzediğine, 3.5 metre boyunda, iki ayağı üzerinde yürüdüğüne inanmaktadırlar. 20. yy’ın ilk yarısındaki Yeti’ye ait bazı gözlemler uydurma olarak kabul edilip gözardı edilmiştir. Bazı uzmanlarda yüksek rakımlardaki oksijen azlığına bağlı halisünasyon ve illüzyonlar olduğunu iddia etmiştir. Yeti hakkındaki ilk resmi raporlar 19. yüzyıl sonlarında Tibet’te görevli ingiliz askerlerinden geldi. Daha sonra 1913 yılında Çinli avcılar, büyük elleri ve ayakları olan, gümüş renkli uzun kıllı, maymuna benzer bir hayvan yakalayarak şehire getirdiklerini fakat hayvanın birkaç ay içinde öldüğünü rapor ettiler. 1937’de ingiliz bilim adamı Frank Smythe, Tibet’e yaptığı gezi sırasında 4000 metre yükseklikte Yeti’nin ayak izlerini bulduğunu söyledi.

Bunun üzerine sonraki yıllarda Himalayalar da Yeti araştırmak çok popüler oldu. Nihayet 1951’de Eric Shipton isimli dağcı, İngiliz cerrah Michael Ward, sherpa rehber Sen Tensing ve diğer sherpalar karlar üzerindeki bazı ayak izlerinin fotoğraflarını çekerek bunların Yetiye ait olduğunu iddia ettiler Michael Ward sherpaların itirazlarına rağmen bu izleri takip ettiğini fakat kayalık bir bölgede son bulduğunu söylüyordu. İzler 34 cm uzunluğunda ve 16 cm genişliğindeydi.Fotoğrafların çekildiği yer. Everest tepesinin batısında o güne kadar araştırılmamış 50 km’lik bir alandı. Bu fotoğraflar ortaya çıktığında bu izlerin, sherpaların giydiği sandalet izlerinin veya derin karlarda zıplayarak yürüyen keçilerin bıraktığı izlerin etrafının güneşte erimesiyle oluştuğu ve yanıltıcı bir görünüm olduğu söylendi. Ayrıca şahsi kanaatim; bu fotoğrafların ne büyük bir sansasyon yarattığı gözönünde tutulunca, söz konusu izlerin suni olarak bizzat araştırmacılar tarafından yapılmış olması ihtimali de ciddi bir şekilde değerlendirilmelidir.

II. Dünya Savaşı sonrası Amerikalı bilimadamı Dr. Norman Dyrenfurth’ta Yeti’yi bulmak amacıyla bir gezi düzenledi. Gezi dönüşü Katmandu’da tertiplediği basın toplantısında, gördüğü ayak izlerinden söz etti ve bir mağarada bulduğu yiyecek artıkları ile grimsi ve kızıl kahverengi kılları gösterdi. Ona göre Yeti ateş yakmayı bile bilmeyen bir tür maymundu.

Yeti hakkında diğer bir delil de Nepal’de ki bir budist manastırında bulunan ve Yetiye ait olduğu iddia edilen bir kafatasıdır. Ancak gerçekten varolduğu dahi şüpheli olan bu kafatasının gerçek anlamda bir delil kabul edilmesi çok zordur.
6 Mart 1986’da Yetinin varlığını iddia edenler, kuvvetli bir kanıta sahip olduklarını söylediler. Çünkü İngiliz dağcı Anthony Wooldridge Nepal’de köy yaşamı üzerine bir araştırma yaptığı sırada Yetinin fotoğrafını çekmişti. Karlar arasında dolaşırken tesadüfen bazı izler görünce kendisinden başka kimin buralarda dolaştığını merak ederek izleri takip edip, yarım saat sonra tam ormanın bitiminde 50 metre ötede fundalıkların arkasında duran. 2 mt boyundaki Yetiyi farketmiş. yanında bulunan fotoğraf makinasıyla hemen yaratığın birkaç fotoğrafını almıştı. Ayrıca birkaç fotoğraf da izlerden almıştı. wooldridge daha sonra bu fotoğrafları, tuhaf ve bilinmeyen hayvanları araştıran “International Society For Cryptozoology”ye gönderdi. En iyi fotoğrafı “BBC Wildlife” dergisinde yayınlanınca bazı bilimsel tartışmalara konu oldu. BBC Wildlife fotoğrafı incelenmek üzere Londra Üniversitesi Antropoloji kürsüsünde Dr. Robert D. Martin’e yolladı. Martinin fikri yaratığın,normalde daha küçük boylu ve kuyruklu olması gereken Hanuman Langur adı verilen bir tür maymunun bir varyasyonu olduğuydu. Aynı fotoğraf ünlü antropolog Dr. John Napier’e de incelettirildi. Onun fikri de. Wooldridge’nin daha önceden bilinmeyen bir hayvanın fotoğrafını çektiğiydi. Dr. Martinin raporu konusundaki yorumunu ise “dikkate değer ve mantıklı” olarak açıkladı.

Cevap Yaz