Medyumluk Ve Ünlü Medyumlar

Medyum kelimesi Latince’de paylaşmak anlamına gelen “mediare” fiilinden türetilmiştir. Parapsikologlara göre medyumlar aynı zamanda, hem ruhsal hem de dünyasal bir yaşamı paylaşmaktadır. Bu kişiler görünmez varlıklardan gelen tesirleri veya titreşimleri diğer insanlara nazaran daha fazla hissetmektedirler. Medyumlar görünmez varlıklardan (İslam’a göre cinlerden) gelen bu tesir ve titreşimleri, çeşitli şekillerde fiziksel ve zihinsel olarak ortaya koyabilirler. Örneğin, zihinsel anlamda medyum, kendisine ait olmayan sözler, düşünceler. eserler veya bilgiler aktarabilirken, fiziksel anlamda eşyaların hareket ettirilmesi, yerçekimine karşı havalanma gibi gösteriler yapabilir.

Ünlü medyumların pek azı bilimsel incelemelere izin vermiştir. Bunlardan Mathew Manning üzerinde yürütülen araştırmalarda, trans halindeyken bir EEG aleti bağlanmış ve beyin dalgaları kaydedilmiştir. Bu kayda göre Manning derin uykudaydı. Çünkü EEG kayıtlarında teta dalgaları mevcuttu.

Medyumların basit ruh çağırma seanslarındaki lider konumundan. istediği zaman ruhla ilişki kurabilen ve gelen mesajları rahatça algılayabilen usta medyum konumuna geçmesi için, uzun bir eğitim ve tecrübe dönemine ihtiyaç vardır. Çünkü görünmez varlıklarla ilişki kurmak ve kurulan ilişkiyi tamamen onun kontrolü altına girmeden. kontrollü bir şekilde yürütebilmek kolay bir iş olmayıp, ayrıca güçlü bir irade ister.

parapsikolog medyumlar, günümüzde ruhlardan geldiğini öne sürdükleri bazı bilgiler ve mesajlar vermektedirler. Bu gibi mesajları ve öğretileri içeren Kitapları parapsikolog cemiyetlerinde bolca bulabilmek mümkündür. Konular genellikle barış içinde, dostça yaşamakla ilgili tavsiyelerdir. Hatta bazı kitaplar işi daha da ileri götürüp neredeyse yeni bir din ortaya koymaktadır. Olayın detayını bilmeyenler için bu bilgilere inanmak. İslam dini inancımıza ters düşeceği için çok tehlikelidir.

Yine günümüzde devam eden bir medyum tipi de falcılıktır. Kaybolan bir eşyanın bulunması veya merak edilen gelecekle ilgili konuların sorulması için başvurulan falcı medyumlar, öncelikle şahsı inandırabilmek gayesıyyle hiç sormadan kendisi ve yakınları hakkında bilgiler verip, sonra da gelecekle ilgili tahminlerini, sanki kesin olacakmış gibi söyler veya kaybolan eşyanın yerini bildirir. Halbuki bu bilgileri ona tamamen cinler vermektedir. Dolayısıyla özellikle kaybolan eşyalar konusunda, eğer cin doğruyu söylerse bulabilmek mümkündür. Ancak cinlerin çok yalancı varlıklar olduğunu gözardı etmemek gerekir. Bunun yanında gelecekle ilgili sözler tamamen gerçekçi tahminler veya uydurmasyonlardır. Rahatlıkla anlaşılabileceği gibi bu tip medyumların gösterilerinde de bu açıdan açıklanamaz bir olağanüstülük yoktur.

ÜNLÜ MEDYUMLAR

Dr. John Dee

16. yüzyılda sonlarında Dr. John Dee ilk defa bir bilim adamı ve araştırmacı olarak bu olaylara girdi. Elde ettiği sonuçlar 20. yüzyıldaki ruhbilimcilerinkilerine çok benziyordu. Dee’nin 4000 kitaptan oluşan kütüphanesi o çağların en büyüklerinden biriydi. Euclid’in matematik kitaplarını İngilizce’ye çeviren Dee. bilimsel ve felsefi çalışmalarıyla da saygınlık kazandı. Ancak ruhçuluk alanındaki çalışmaları, daha sonra yetkililer tarafından baskı görmesine, hatta cesetleri kehanette bulunmak üzere diriltmeye zorlamakla suçlanmasına, dolayısıyla maddi olarak zarar görmesine sebep olmuştur.

Dr. Dee, görünmez varlıklarla iletişim kurmak için. Edvvard Kelly adında bir medyumu, konuşmak için de kristal küre ya da siyah camdan içbükey aynaları kullanıyordu. Bu yöntem günümüz medyumlarının hemen hemen aynısıdır. Gelen varlıklar Dee’ye yararlı bilgiler vermemekle beraber, ENOK adını verdikleri bir lisanı öğrettiler ve bu dil yardımıyla kendilerinden istenilen bazı şeyleri yerine getiriyorlardı.

Fox Kızkardeşler

Tüm medeni dünyanın ruhçulukla ilgilenmeye başlama-sı Fox kızkardeşler ile gerçekleşti. 19. yüzyıl ortalarında John Fox, eşi ve 7 çocuğuyla birlikte New York’un Hydesville kasabasında ahşap bir evde yaşıyordu. Fox ailesi bir süredir geceleri bazı tıkırtılar ve nedeni anlaşılamayan sesler duyuyorlardı. Koyu Protestan olan aile fertleri ruhlar tarafından rahatsız edildiklerine inandılar. Aradan bir süre geçince 10 yaşındaki Margaret ve 7 yaşındaki Kate tıkırtılardan korkmamayı, aksine bunu bir oyun haline getirmeyi başardılar. Duyulan tıkırtılara kızlar aynı şekilde cevap veriyor ve aynı şekilde yine cevap alıyorlardı. Örneğin “sen bir ruh musun? Eğer evetse bir kere vur veya şu anda kapının yanında mısın, hayırsa iki kere vur” gibi sorular yöneltiyor ve şifreli tıkırtılarla cevaplar alıyorlardı.

Durumu öğrenen büyükler bu görünmez varlığa kendileri ile konuşma fırsatı vermek istediler ve bir tür alfabe geliştirdiler. Böylece cevabı sadece evet veya hayır olan basit sorulardan daha karmaşık sorular sormaya başladılar. Varlık kelime ve cümle kurabiliyordu. Fox ailesine ismini heceledi: Charles Rosma. 31 yaşında öldürülen bir seyyar satıcıydı ve cesedi evin bodrumuna gömül müştü. Fox ailesinin yaşadıklarını tüm Hydesville duymuş, meraklarını gidermek için akın akın eve geliyorlardı. Bir süre sonra cesedin gerçekte var olup olmadığı araştırılmaya karar verildi ve bodrumda yapılan kazının sonucunda gerçekten de insan kalıntıları bulundu.

Bu olayların sonucunda yüzlerce meraklı, ruhun çıkardığı sesleri duyabil mek için evi ziyaret etmeye başladılar. Bunun üzerine iyice sıkılan Fox ailesi kasabayı terketmeye karar verdi. Fakat varlık kendilerini terketmedi. Yalnız fenomenin sadece, en küçük 2 kızkardeşle ilgili olduğunu farkettiler. Fox kızkardeşlere, hünerlerini, göstermeleri doğrultusunda yoğun talep vardı, onlar da 14 Kasım 1848’de kentin en büyük salonunda yaptıkları gösteri dahil birçok şov düzenlediler. Hlipnoz altında çeşitli mesajlar veriyor, mobilyaları kendiliğinden hareket ettirtiyor, masa ve sandalyeleri hiç dokunmadan havaya kaldırıyor, görünmez eller vasıtasıyla piyano çaldırıyorlardı. Bütün bu gelişmeler, onlara inanan ve hile yaptıklarını söyleyen insanların iki gruba ayrılmalarına yol açtı. Söz konusu fenomeni araştırmak üzere kurulan araştırma grubu, birçok testler uyguladıktan sonra herhangi bir hile bulamadıklarını itiraf ettiler. Flatta bazı araştırmacılar kızların her iki elinde yastıklar üzerinde tutmalarına reğmen tıkırtıların oda duvarlarından geldiğini rapor ettiler.

Aslında o yıllarda ruhlarla ilişki kurma fenomeninin bu kadar sansasyon yapmasının ardındaki gerçek, Darvin’in evrim teorisiyle yaratılışı ve ruhsal dünyayı reddine karşı, bazı ölen kimselerin ruhlarının mevcudiyetinin kabulunun Darvin teorisine büyük bir darbe indiriyor olmasıydı. Tabiidir ki bu olay, din. bilim ve felsefe açısından sonsuz derecede önemliydi.

iki kızkardeş evlendiler fakat maalesef kocaları birkaç yıl sonra öldü. Margaret kendini içkiye verdi ve sadece karnını doyurabilmek maksadıyla gösteri yapıyordu. Fakat Kate, uluslararası üne kavuşmuştu. İngiltere’de seçkin bir bilim adamı olan Sir William Crockes, Kate’in yeteneklerini bizzat araştırdı. Vardığı sonuç şöyleydi: “Aylar boyunca Kate’in neden olduğu olayları araştırdım. Özellikle tıkırtıları inceledim. Sesler bazen çok uzaklardan duyulabilecek kadar şiddetli olup, nabız atışına benziyordu. Seslerin duvarlar veya döşemeden geldiğini kesinlikle saptadığımı zannediyorum. Çünkü Kate’in ellerini tuttuğum zaman bile sesler yine değişik yerlerden duyuluyordu. Aklıma gelen hertürlü yöntemi uygulayarak, bu seslerin medyum tarafından çıkarılmadığından emin oldum.”

Ekim 1888’de Margaret, New York’ta yüzlerce dinleyicinin önünde, o güne kadar yaptığı herşeyin hile olduğunu itiraf etti. Kate’ de onu yalanlamadı. Tıkırtıları ayak parmakları ile çıkardığını söylüyordu. Buna rağmen Margaret’in hileleri nasıl yaptığını gösterdiğine dair seanslar, önceki seanslarına göre inandırıcılıktan oldukça uzaktı. Kısa zaman sonra Fox kızkardeşler, mali sıkıntı içinde olmaları sebebiyle büyük miktar para karşılığında, gerçek olmadığı halde böyle bir itirafa zorlandıklarını açıkladılar. Sonuçta tartışma sürüp gitti ve 1895’de her iki kızkardeş sefil bir şekilde öldüler.

Fox kızkardeşlerin ardından, onların bu kadar ilgi görmesiyle birçok ruhçu türedi. Bunlar 16. ve 17. yüzyıl büyücü ve cadılarının yaptığı, vücudun yerden yükselmesi yada sopaya binerek uçma gibi olağanüstü olayları da gerçekleştiriyorlardı. Ancak bunlardan birçoğu gösterilerini genellikle karanlıkta gerçekleştirdiğinden ve incelenmeyi kabul etmediklerinden yeterince araştırılmadı.

Eusapia Palladino

Tabiidir ki bu kadar çok medyum arasında sahtekarlar da oldukça çoktu. Bunlardan biri İtalyan Eusapia Palladino’dur. Masaları yerden yükseltebliyor, ruhlara tıkırtılar yaptırıyor, havada hayalet eller dolaştırıyor ve bu hayalet ellere seansa katılanların elbiselerini çekiştirtiyor. kendiliğinden müzik aletlerini çağırabiliyordu. Aynı çağda yaşayan birçok medyumun tersine, İngiliz Psişik Araştırmalar Cemiyetinin kendisini incelemesine izin verdi. Bu nun üzerine Cemiyet üyeleri uzun uğraşlar sonucu bazı gösterilerdeki hileleri bulmaya muvaffak oldular. Medyumun her iki yanında oturan kişiler ellerini tutuyor ve ayaklarına basıyorlardı fakat medyum karanlıkta ve o gizemli atmosferde elini diğerine yaklaştırarak iki gözlemcinin de aynı eli tutmasını sağlıyor ve bir eli serbest kalıyordu. Böylece serbest eliyle bazı sesler çıkarıp birşeyleri çekebiliyordu. Yine sert deriden yapılmış çizmelerin içinden büzerek ayaklarını çıkarıyor ve bacaklarını gererek masayı kaldırıyordu. Gözlemcilerde medyumun ayaklarını kontrol ettiklerini düşünerek boş çizmelere basıyorlardı.

Daniel Douglas Home

Hile yaptığı isbat edilemeyen medyumlardan biri de Daniel Douglas Home’dur. 1833’te İskoçya’da doğmuş ve ABD’ye yerleşmişti. Genelde zengin ve ünlü kişilerin evlerinde gösterilerini yapıyordu. Şovları uygun standartlarda incelenememesine rağmen, hileyle açıklanması güç bir takım olayları başarabildiği gerçektir. Karanlık odalarda yerden yükseliyor, masaları ve müzik aletlerini havada dolaştırıyor, onları deviriyordu. Hatta boyunu 30 cm. kadar uzatabildiği de söylenmektedir.

Doris Stokes

20. yüzyılın en ünlü medyumlarından biri ise Doris Stokes’dir. Doris’in tarzı değişikti; karanlık odalar ve tuhaf fenomenler yoktu. O kendini ruhlarla mevcut dünya arasında bağlantı kuran bir telefon gibi görüyordu. Küçük yaşlarda bu kabiliyeti ortaya çıkmıştı. Ancak hiçbir medyum tarafından yetiştirilmemesine rağmen, evine gelen kalabalıklara görünmez varlıklardan bazı mesajlar aktarmaya başlamıştı. İkinci Dünya Savaşı sırasında. kocası John’un görevdeyken kaybolduğu rapor edildi. Fakat anlattığına göre ölen babasının ruhu gelmiş ve John’un onlarla birlikte olmadığını söylemişti. Resmi olarak da John’un öldüğünün deklare edilmesine rağmen inanmadı ve gerçekten de yıl sonunda yaşadığı haberini aldı. Doris’in dikkat çekmesindeki sebeplerden biri, ünlü kişilerin ve pop yıldızlarının ruhlarıyla seyirciler önünde bazen ciddi bazen komik konuşmalar yapabilmesiydi. Bir keresinde, bir cinayet vakasını aydınlatmayı başarmıştı. 1987 de yakalandığı kanser sonucunda geçirdiği 13. ameliyattan sonra öldü.

Cevap Yaz