Nazar (Göz Değmesi)

Nazarın yanî göz değmesinin gerçek olduğu Kur’ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerle sabittir. Nazar akla ters midir, deil midir? Göz neleri görür, neleri göremez? Görünüşe aldanmamalıdır. Akıl, çok zaman gözün yanlışını çıkarır. Göz ile pencereden güneşe baktığımız zaman, güneşin, bir tepsi kadar oldugunu zannederiz. Fakat, akıl, güneşin dünyadan büyük olduğunu söylüyor. Gözümüzün aldandığı açıktır.

Nazara inanmıyanlar, elbette, (Biz gözümüzün gördüğüne inanırız. Güneş, top kadar küçüktür) diyemezler. Diyemediklerine göre, göz her zaman ölçü olamaz. Görmedikleri şeye yok diyemezler.
Gözle görülmiyen şeylerin yok olduğunu söylemek, akla değil, his uzuvlarına tâbi olmak demektir. Hayvanlar his uzuvlarına tâbi olur, insanlar ise, akla tâbi olurlar. nsanların his uzuvları, hayvanlarınkinden daha geridedir. Köpek çok kuvvetli koku alır. nsan, bu kadar koku alamaz, gecenin zifiri karanlıında yarasa gibi hareket edemez, kedinin gördüğü gibi karanlıkta göremez.

Mıknatısın magnetik gücünü gözümüzle göremiyoruz. Fakat demiri çekmesinden mıknatısta bir güç olduğunu anlıyoruz. Kumanda âleti ile, TV’yi açıp kapatıyoruz. Kumanda âletinde gözümüzle görmediğimiz bir güç, bu işleri yapıyor. Uzaktan kumandalı bir âletle, otonun kapılarını açıp, arabayı çalıtırabiliyoruz. Fakat bu işi yapan gücü gözümüzle göremiyoruz. O hâlde, hisse değil, akla değer vermek lâzımdır.

Lazer ışınları ile çeşitli ameliyatlar yapılıyor. Demir bile kesiliyor. Bu ışınları, magnetik dalgaları gözümüzle göremiyoruz. Göremediimize yok demek akla, ilme uygun değildir. Bir teldeki elektrik akımını gözümüzle göremiyoruz. Fakat yaptığı işlerden, meselâ elimizi dokunduğumuz zaman, bizi çarpmasından, içinde cereyan olduğunu anlıyoruz. Göz ile görmediğimiz için cereyanı inkâr etmek mi gerekir? Yer çekimini de gözümüzle göremeyiz. Fakat cisimlerin havaya doru değil de yere doru düşmesinden yerde bir çekim kuvvetinin olduğunu anlıyoruz. Karanlıkta göremediğimiz gibi, çok kuvvetli ışıkta da göremeyiz. İnsandaki rûh denilen bir varlığı göremiyoruz. Ancak insanları ayakta tutup hareket etmesini sağladığı için rûhun varlığını anlıyoruz. iyiyi kötüden ve hakkı bâtıldan ayıran insana akıllı diyoruz. Hâlbuki aklı da göremiyoruz. Görülemiyen şeyi inkâr etmek ilme aykırı bir ahmaklıktır.

Gözle görülmediği hâlde, mevcut olduğu akılla anlaşılan çok şey vardır. Bazı kimseler, bireye bakıp beğendikleri zaman gözlerinden çıkan şuâlar, canlı cansız şeylerin bozulmasına sebep oluyor. Fen, belki birgün, şuâları ve tesîrlerini daha iyi açıklıyacaktır. Nazar gözle görülmez ama, diğer tesir eden şeyler gibi neticesinden anlaşılır. Toplumda, nazarı değen insanlar vardır. Nazarın, kadınlara ve çocuklara daha çok tesîr ettiği tecrübelerden anlaşılmıştır.

Nazar hakkında birçok hadîs-i şerîf vardır. Birisi şöyle: (Nazar haktır) yanî göz değmesi doğrudur. (Buhârî) Peygamber efendimiz zamanında Esed oğullarından nazarı değen bir kimse var idi. Üç gün birşey yemez, sonra çadırın bir tarafını kaldırıp oradan geçen bir deveye bakıp, (Bunun gibi bir deve hiç görmedim) der demez, deve yere düşer hastalanırdı. Müşrikler, bu adamı bulup Peygamber efendimizi nazarla öldürmesini istediler. Cenâb-ı Hak da Resûlullahı bunun nazarından korumutur. Bu husûsta âyet-i kerîme inmiştir. Meâli şöyledir: (Nerede ise, kâfirler seni gözleri ile yıkacaklardı.) [Kalem 51]

Nazar değen kimseye şifâ için Âyet-el kürsî, Fâtiha, Muavvizeteyn ve Kalem sûresi nin sonunu okumanın muhakkak iyi geldiği Medâric ve Mevâhibde yazılıdır. Âyât-ı hırz’ı okumak ve üzerinde taşımak da çok fâidelidir. Göz değene, Peygamber efendimizin bildirdiği şu dua okumalıdır: “E’ûzü bi-kelimâtillâhittâmmati min şerri külli şeytânın ve hâmmatin ve min şerri külli aynin lâmme” Bu dua her sabah ve akşam üç defa okunup kendi üzerine veya hastanın üzerine üflenirse, göz değmesinden ve şeytanların ve hayvanların zararından korur. Herkes, bilhassa nazarı değen kimse, beğendiği birşeyi görünce (MâşâAllah) demeli, ondan sonra, ne söyliyecekse, o şeyi söylemelidir. Önce MââşAllah deyince, nazar değmez.

Cevap Yaz