Ruhsal Alem Yada Ruhçuluk

Tarihin en eski çağlarından beri görünmez varlıklarla çeşitli yollardan ilişki kuran ve yine onların yardımıyla bazı olağanüstü olaylar gerçekleştiren kimseler vardır. Bu gibi kimselere ilk çağlardan beri yaşadıkları çağa ve gerçekleştirdikleri olağanüstü olaylara göre büyücü, sihirbaz, cadı, ruhçu, medyum, falcı gibi isimler verilmiştir. Bunların tamamının ortak yanı hünerlerini, parapsikologlara göre ölmüş insanların ruhları vasıtasıyla; ilahi dinlerin alimlerine göre ise cinlerle gerçekleştirmeleridir. Dolayısı ile konu başlığı olarak “Cincilik” dememiz daha doğru olurdu, fakat genelde yanlış olarak ruhçuluk olarak bilinmesi sebebiyle bu başlığı kullanmakta sakınca görmedim.

Ruhçuluk gösterilerinin çeşitli medyumlar vasıtasıyla 19. yüzyılda başlamasıyla beraber, işin gösteri yanının dışında bir de bu gösterileri gerçekleştiren görünmez varlıkları araştıran insanlar çıktı. Onlar daha çok bu görünmez varlıkların yaşadıkları alemle, görünmez varlıkların kendisiyle, ne tip kimselerin onlarla ilişki kurabildiği ile vs. tarzda, bir manada daha bilimsel diyebileceğimiz yönleri ile ilgilendiler. İşte ‘ruhçuluk’ veya İngilizce olarak ‘parapsikoloji’ ya da ‘spiritualism’, görünmez varlıkları inceleyen bir akım olarak bu şekilde ortaya çıktı.

Parapsikologlar, ruh çağırma seanslarında, medyum gösterilerinde, maddeselleştirme celselerinde ve poltergeist, hayaletler gibi görünmez varlıkların sebep oldukları olaylarda bulunarak, çeşitli deneyler, testler uygulayarak bazı kavramlar ortaya koydular. Kimlik noktasında İslâm dini öğretilerine ters olan bu kavramlar dışında, görünmez varlıkların tarif edilen çoğu özellikleri, cinlerin özelliklerine tıpatıp uymaktadır. Şimdi genel bilgi açısından ruhçuluk kavramlarına özet olarak bir gözatmak istiyorum.

Ruhların bilgileri onların tekamül dereceleri ile sınırlanmıştı. Ruhsal alemdeki her varlık ancak kendi bulunduğu çevrenin tarifini verebiliyor, o alemle ilgili herşeyi asla bilip söyleyemiyordu. Öteki dünyayı tanıyıp öğrenebilmek için birçok ruhla görüşmek gerekiyordu. Ruhçuluğun en belirgin özelliklerinden biri gözle görülebilen ve maddelerden oluşan dünya ile gözle görülmeyen ve ruhlardan oluşan dünya olmak üzere iki dünya olduğuna inanılmasıdır. Ruhlar beş duyu ile algılanamaz. Beden ile ruh perisperi denilen bir madde aracılığıyla birleşir. Doğumla oluşan beden, perisperi yardımıyla bir ruhla birleşir. Beden zamanla yaşlanınca fiziksel ölüm meydana gelir ve ruh bir süre sonra başka bir bedende tekrar dünyaya dönmek üzere serbest kalır. Ruhların her söyledikleri doğru değildir. Bütün ruhlar tekrar tekrar doğarak tekamül ederler. Bedenlenen ruh maddenin tesiri altına girer. Bu şekilde iyiye ve kötüye daha eğilimli olur, Ruhun arınmış olması bu tesirlerden kurtulmasıyla mümkündür.

Cevap Yaz