Vampirizm Vakaları

1727’de yüksek yetkilerle donatılmış bir delegasyon, Belgrad yönetimi tarafından Yugoslav köyü olan Medvagna’ya gönderildi. Görevleri köyde hüküm süren vampir terörünü araştırmaktı. Bazı köylüler Arnold Paole isimli bir gencin, birkaç hafta önce kaza sonucu öldüğünü, buna rağmen geceleri onu dolaşırken gördüklerini söylediler. Eşinin verdiği bilgiye göre, Paole’nin karakteri Yunanistan’daki askeri görevinden döndükten sonra değişmiş, ve o üsteleyince bir vampir tarafından ısırıldığını itiraf etmişti. Onu görenlerden bazıları da gayet soluk ve uyuşuk bir biçimde, yani kansızlık belirtileri göstererek yatağa düşmüşler, hatta bunlardan bir kısmı ölmüştü. Bunun üzerine delegasyon Arnold’un mezarını açmaya karar verdi. Ölümünden 10 hafta sonra mezarı açanların gördüğü tablo şuydu:

Ceset tabutun bir yanına doğru kaymıştı, ağzı geniş bir şekilde açık, morumsu dudakları nemli ve kenarlarından incecik kan sızıyordu. Cesedi tabutundan çıkartırken üst derisi soyuldu ve altından yeni deri göründü, ayrıca tırnakları da upuzundu. Bu sahne karşısında delegasyon cenazeyi vampir öldürme işlemine tabi tutmaya karar verdi. Vampirin tüm vücudu üzerine sarımsak serpildi ve kalbine tahta kazık çakıldı. Bu sırada vampirin kısık bir sesle haykırdığı söylenmektedir. Arnold’un kurbanları da mezarlarından çıkarılarak aynı prosedür uygulandı.
Birkaç yıl sonra aynı bölgede yeni bir vampirizm söylentisi çıktı. Bu kez yönetim, geçen seferden bazı vampirlerin canlı kaldığını düşünerek tüm mezarların açılması emrini verdi. Güvenilir yetkililer ve cerrahlar, rastladıkları vampirlerin geniş bir listesini rapor ettiler. 100 gün önce gömülen bir kadın, halatta olduğundan daha canlı görülüyordu. Vücudunda çürüme belirtisi yoktu ve yeni deri gelişmiş, tırnakları ise uzamıştı. Yine 10 yaşındaki bir kız çocuğu cesedinin kalbine kazık batırıldığında ılık kan çıktığı rapor edilmişti.

Avrupa’da kraliyet aileleri arasında da bazı saklı vampirizm vakaları mevcuttur. Güzel Elizabeth Bathory 1560’da doğmuştu. 15 yaşında Karpatlar kontu Ferencz Nadasdy ile evlendi. O dönemin hilekâr büyücüsü Thorke, Elizabeth’e büyücülük ile ilgili bilgiler vermeye başladı. Kont savaşa çağrıldığında, gelin de beyaz dişli, soluk yüzlü, siyah elbiseli biriyle kaçtı. Geri döndüğünde yalnızdı ve karakteri değişmişti. Etrafındakilere eziyet ediyordu. Solan güzelliğini geri getirmek maksadıyla, ölen bir hizmetçisinin kanını fıçıya akıtarak bununla banyo yaptı. Akli dengesi bozulan Elizabeth böylece geçici olarak gençleştiğini düşünüyordu. Genç kurbanlarının kanıyla banyo ihtiyacı, onu insanlığın tamamen dışına çıkardı. Kendi hizmetçilerini öldürerek bitirince, kaledeki diğer hizmetkârları kaçırarak öldürtmeye ve kanlarını almaya başladı. Sonunda bir kurban kaçarak otoriteleri haberdar etmeyi başardı. Mahkemede yargılanan Elizabeth insan olarak telakki edildi. Fakat odasına hapsedildi 1614’te öldü.

Ünlü Fransız Yazar Jean Jacques Rousseau 1763’te yazdığı bir mektup ta aralarında cerrahlar, rahipler ve hakimler olan bir grubun, vampir gördüklerini söylediklerinden bahsediyordu.
Osmanlı tarihinde de bir vampir hikayesi mevcuttur. Bulgaristan’ın Türk idaresinde bulunduğu zamanlarda Tırnova Kadısı Ahmet Şükrü Efendi’nin hükümet merkezine gönderdiği resmi yazıda şu şekilde bir olaydan bahsedilmektedir. Ayrıca bu olay Hicri 19 Rebiülahir 1249, Miladi 1833 tarihli devletin resmi gazetesi Takvim-i Vekayin’in 68. nüshasında da neşredilmiştir.

“Tırnova’da cadı türedi, gün battıktan sonra evlere musallat olmaya başladı. Zahireye dair, un, yağ, bal gibi şeyleri birbirine katar ve kah içlerine toprak karıştırır, kah yüklüklerde bulduğu yastık, yorgan, şilte ve bohçaları didikler, açar, dağıtır. İnsanların üzerine taş toprak çanak çömlek atar. Hiçkimse birşey göremez. Birkaç erkek ve kadının da üzerine saldırılmış. Bunlar çağrıldı soruldu. Üstümüze sanki bir manda çökmüş sandık” dediler. Bu yüzden iki mahalle halkı evlerini bırakıp başka tarafa kaçtı. Kasaba halkı bunların cadı veya vampir denilen, habis ruhların eseri olduğunda ittifak etti. Bunun üzerine İslimye kasabasındavampir avcısı olarak tanınan Nikola ismindeki adam Tırnova’ya getirildi. 800 kuruşa pazarlık edildi. Bu adamın elinde resimli bir tahta vardı, mezarlığa gider, tahtayı parmağı üzerinde çevirirdi, resim hangi mezara bakarsa cadı o mezardaki ruhu habismiş. Büyük bir kalabalık ile mezarlığa gidildi, resimli tahtayı parmağında çevirmeye başlayınca resim, sağlıklarında yeniçeri ocağının kanlı zorbalarından olan Tetikoğlu Ali Alemdar ile Apti Alemdar denilen iki sakinin mezarlığına karşı durdu. Mezarlıklar açıldı, cesetleri yarım misli büyümüş, kılları ve tırnakları üçer, dörder parmak uzamıştı. Gözlerini kan bürümüş, gayet korkunç idiler. Mezarlıktaki bütün kalabalık bunu gördü. Bu adamlar sağlıklarında her türlü fesadı irtikap etmiş, ırza, namusa, mala tecavüzde bulunmuş, adam öldürmüş, ocakları lağvedildiğinde, her nasılsa yaşlarına riayet olunarak cellada verilmemiş ecelleriyle ölmüşlerdi. Sağlıklarında yaptıkları yetmemiş gibi, şimdi de halka ruhu habis olarak musallat olmuşlardı. Cadıcı Nikola’nin tarifine göre bu gibi habis ruhları defetmek için cesetlerin kalbine birer ağaç kazık çakılır ve daha sonra yürekleri kaynar su ile haşlanırmış. Ali ve Apti Alemdar’ların cesetlerine.de aynı muamele yapıldı fakat hiç tesir etmedi. Cadıcı bu cesetleri yakmak ¡azım dedi. Bu hususta şeran izin verilebileceğinden, ruhsat verildi ve iki yeniçerinin mezarlıktan çıkarılan cesetleri yakıldı. Bunun üzerine, çok şükür kasabamız cadı şerrinden kurtuldu.”

Günümüzde her ne kadar vampirlerin batıl inanış olduğunu düşünsek de, psikolojik rahatsızlığı olan bazı katiller vampir gibi davranabilmektedir. Düseldorf canavarı Peter Kürten yıllarca, yaşadığı bölgede kurbanlarının boğazını kesmiş ve kanlarını üstüne başına bulaştırmıştı. Kamyoncu olan Peter 1931’de yakalandığında nasıl diğerlerinin alkole ihtiyacı varsa kendisininde kana ihtiyacı olduğunu söyledi. Yine 1949’da John George Hâigh, 9 kişiyi öldürüp boğazlarını keserek kanlarını içmesi sebebiyle mahkeme edildi. 0 da yaptığının gayet doğal olduğunu iddia ediyordu.

Cevap Yaz