Van Gölü Canavarı

Hepimizin kolayca hatırlayabileceği gibi Deniz canavarı olarak ülkemizde Van Gölü nde görüldüğüne dair haberler 1996 ilkbaharında kamuoyunu oldukça oyaladı. Bu canavarın varlığına dair tek delil kameralarla görüntülenen suyun yüzeyindeki birtakım hareketlerdi. Buna karşılık ne arama amacıyla göle açılan tekneler, ne de kıyıdan seyreden binlerce göz, yaratığın kendisini görmeye muvaffak olamadı. Bu arada bilimadamları Van Gölü’nün suyunun sodalı olduğunu, dolayısı ile canlı yaşayamayacağını belirtirken, bazı köylüler gölde balık tuttuklarını iddia ediyorlardı. Halbuki köylülerin balık tuttuğu yer göle dökülen nehirlerin ağzıydı ve buralarda soda konsantrasyonu canlıların yaşamasına müsade edecek düzeydeydi. Ancak bu gerçek gözardı edilerek sanki bütün gölde balık tutuluyormuş havası verildi. Ama aradan belli bir süre geçip haber sansasyon niteliğini kaybettiği zaman canavar söylentileri de bitti.

Daha sonra Van Gölü Canavarının video kamerayla alındığı iddia edilen görüntüleri ikinci bir mevcudiyet ve gerçeklik tartışması başlattı. Ancak görüntülerdeki nesnenin maket olduğu o kadar belirgindi ki bu tartışma sadece 1 – 2 gün sürdü ve bilimadamları zaten fikir bile beyan etmediler. Gölün sakin sularında büyük bir ihtimalle bir dalgıç tarafından maket dipten itilmek suretiyle yüzdürülmüş ve karadan videoya alınmıştı. Zaten dalgıcın oksijen tüpünden çıkan hava kabarcıkları nesnenin yanında açıkça görülüyordu.

Aslında Van Gölü Canavarı hikayesi, birçok buna benzer yaratık efsanelerinin uydurma olmasına iyi bir örnektir. Tabii ki Dr. Hewelmans’ın kitabında da görüldüğü gibi sayısız iddialar arasında doğru olanlar, görüntü yanılgısı olanlar, abartılı olanlar, vs. mevcuttur. Bunların hangisinin hangi kategoriye ait olduğunu tahmin etmek çok zordur. Bu sebeple kesin kabul edilebilecek deliller olmadan bu tip yaratıklara pek inanmamak gerektiği kanaatindeyim.

Cevap Yaz